Türkiye-İran ilişkilerinde yeni perspektife ihtiyaç var

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı Ebrahim Raisi’nin davetlisi olarak 18-19 Temmuz tarihlerinde İran’a resmi bir ziyaret gerçekleştirdi. Bu, Erdoğan’ın Raisi hükümetinin kurulmasından bu yana İran’a ilk ziyaretiydi. Nitekim iki ülke arasındaki yüksek gerilim nedeniyle son beş yıldır üst düzey ziyaretler gerçekleşmedi. Örneğin Erdoğan’ın Tahran’a son ziyareti 2018’deydi. İki taraf da planlanan birçok ziyareti erteledi.

Dolayısıyla Erdoğan’ın ziyareti her iki taraf için de önemli bir gelişme oldu. Erdoğan’ın ziyaretinin iki ana boyutu vardı. İlk boyut, Türkiye ile İran arasındaki ikili ilişkilerdi. Erdoğan ve Raisi, 19 Temmuz’da Tahran’da düzenlenen Türkiye-İran Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi’nin yedinci toplantısına eş başkanlık ettiler. iki komşu arasındaki ikili işbirliğini geliştirmek.

Ankara ve Tahran, gaz arzını 25 yıl daha uzatmak ve ikili ticareti 30 milyar dolara çıkarmak konusunda anlaştılar. Teknik, ekonomik ve güvenlik konularında ikili ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla siyasi, ekonomik, kültürel ve spor alanlarında sekiz mutabakat zaptı imzalandı. Savunma sanayinde işbirliği vurgusu çok önemliydi.

Ziyaretin ikinci boyutu, Astana formatında yedinci üçlü zirve toplantısı oldu. Erdoğan, Raisi ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, terör örgütleriyle mücadele, siyasi çözüm süreci, insani durum ve Suriyelilerin evlerine dönüşleri gibi Suriye’deki son gelişmeler hakkında görüş alışverişinde bulundu. Ayrıca Erdoğan, zirvenin oturum aralarında Putin ile ikili bir görüşme gerçekleştirdi. Ayrıca ikili ve bölgesel birçok konuyu ele aldılar.

Üçlü zirvede önemli bir karar alınmadı. Üç ülke Suriye meselesinde anlaşmazlığa düştü. Türkiye, Suriye’nin kuzeyindeki terör örgütlerine karşı mücadele edeceğini belirtirken, İran ve Rusya, Türkiye’nin talebine karşı olduklarını açıkladılar. Ancak taraflar diplomatik diyaloğu sürdürme konusunda anlaştılar.

Ziyaretin sonuçlarına baktığımızda İran’ın Türkiye’ye yönelik karamsar politikasını sürdürdüğünü görüyoruz. Ziyaret sırasında özellikle Raisi’nin yaptığı açıklamalar genel olarak olumluydu. İran tarafı, hem Dini Lider Ayetullah Ali Hamaney hem de Devlet Başkanı Raisi, iki ülke arasındaki ekonomik işbirliğinin potansiyel genişlemesinin altını çizdi. Raisi, Erdoğan’ın ziyaretinin ikili işbirliğinin geliştirilmesinde “önemli bir dönüm noktası” olduğunu ve “ikili ilişkilerin pekiştirilmesine” katkı sağladığını vurguladı. Raisi ayrıca iki ülke arasındaki işbirliğinin bölgesel güvenlik ve istikrara katkı sağlayacağına dikkat çekti.

İran’ın Türkiye algısı?

Ancak Raisi ve diğer yetkililerin yaptığı tüm bu olumlu açıklamalara rağmen İran, Türkiye’ye yönelik anlaşılmaz politikalar izlemeye devam ediyor. Yakından baktığımızda İran’ın Türkiye’nin bölgesel politikasıyla ilgili birçok kaygısı olduğunu görüyoruz. Örneğin İran, Türkiye ile İsrail arasındaki normalleşme süreciyle ilgili endişelerini dile getiriyor. İran, Türkiye’nin veya başka bir bölge devletinin, İran’ın sıfır toplamlı bir ilişkisi olduğu İsrail ile ilişkilerini normalleştirmesini istemiyor.

Benzer şekilde İran, İkinci Karabağ Savaşı’nın ardından Güney Kafkasya’da Azerbaycan ve Türkiye’nin askeri ittifak kurmasının ardından yeni bölgesel dinamiklerden endişe duymaktadır. İran, bölgede Türk-Azerbaycan hakimiyetini istemiyor ve bu nedenle Ermenistan ile işbirliğine dayalı ilişkilerini sürdürüyor.

İran, Türkiye’nin Irak ve Suriye’deki askeri varlığına şiddetle karşı çıkıyor. Türkiye, ulusal güvenliğini ve toprak bütünlüğünü tehdit eden terör örgütlerini hedef almak için bu iki ülkeye asker göndermesine rağmen İran, Türkiye’yi bu ülkelerden askerlerini çekmeye çağırıyor. Ancak aynı İran, bu iki ülkede siyasi ve askeri varlığını arttırmakta ve hatta siyasi alanı kısmen kontrol etmektedir. Türk askeri üslerini ve siyasi misyonlarını hedef alan birçok İran yanlısı vekil devlet dışı aktör var.

İran, Türkiye’nin Mesud Barzani liderliğindeki Kürdistan Demokrat Partisi (KDP) tarafından kontrol edilen Kürdistan Bölgesel Hükümeti (KBY) ile işbirliğinden şikayet ediyor. İronik olarak, bu işbirliğine tepki gösteren İran, sol muhalefetteki Kürt siyasi aktörlerle işbirliği yapıyor.

Son zamanlarda, bazı yetkililer ve medya kuruluşları da dahil olmak üzere birçok İranlı, bu barajların İran’da kuraklığa neden olduğunu iddia ederek Türkiye’de sulama barajlarının yapımını eleştirmeye başladı. Başka bir deyişle, bu İranlı aktörler, Türkiye’deki iç gelişmelerden yakınıyorlar.

İran’ın bu endişelerini Türkiye’nin Arap ülkeleri ve Batı dünyası gibi birçok aktörle olan ilişkilerine kadar genişletebiliriz. İran, bölgedeki Türk-Batı ittifakı veya Türk-Arap işbirliği konusundaki endişelerini dile getiriyor. Nitekim İran, Türkiye’nin bölgesel nüfuzuna karşı çıkıyor. Yani Türkiye bölgede tek başına hareket etse bile İran buna karşı çıkmaya kararlı. Daha da ilginç olanı, İran, Türkiye’nin bölgesel konularda işbirliği yapma ve birlikte çalışma tekliflerini reddediyor.

Ne yapalım?

O zaman soru şu: İran nasıl bir Türkiye’yi tercih ediyor? Hangi Türkiye İran’ın bölgesel beklentilerini karşılayabilir? Cevap şu: İran’ın Türkiye’nin bölgedeki rolü konusunda kafası karışık görünüyor. Tüm bölgesel işbirliği süreçlerine ve normalleşme çabalarına muhalefet ters etki yapıyor. Türk, Arap ve Batı dünyasının aynı anda ötekileştirilmesi İran devletine ve halkına her zaman ağır bedeller getirir.

Türkiye ve İran, bölgesel istikrarın belkemiğini oluşturan birbirine bağımlı iki ülkedir. İki ülkenin birbirini ötekileştirerek ulusal çıkarlarını maksimize edemeyecekleri açıktır. Bu nedenle, bölgenin geri kalanıyla ilişkileri geliştirmek ve kapsayıcı bir bölgesel politika izlemekten başka çıkış yolu yoktur. Kazan-kazan ikili bir ilişki geliştirmeye çalışmalı ve ortak çıkar alanlarına öncelik vermeliler. İki devlet ikili ilişkilerini rasyonel bir temele dayandırmalıdır. Aksi takdirde sınırlı enerjilerini birbirlerinin çelişkili politikalarını etkisiz hale getirmek için harcamaya devam edeceklerdir.

Günlük Sabah Bülteni

Türkiye’de, bölgesinde ve dünyada neler olup bittiğini takip edin.

BENİ KAYDET

İstediğiniz zaman abonelikten çıkabilirsiniz. Kaydolarak Kullanım Koşullarımızı ve Gizlilik Politikamızı kabul etmiş olursunuz. Bu site reCAPTCHA tarafından korunmaktadır ve Google Gizlilik Politikası ve Hizmet Şartları geçerlidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.