Çocuk yetiştirmede şiddetin tanımı

Şiddet, kuvvet ve baskı uygulayarak bir kişiye fiziksel veya psikolojik zarar veren her türlü davranıştır. Genellikle şiddet denilince akla sadece fiziksel zarar gelir. Ancak şiddet, bakış, jest veya ses tonu gibi çeşitli biçimlerde olabilir. Örneğin olumsuz duygu aktarımı psikolojik şiddettir ve bu tür çok yaygın olarak tanınmaz.

Kendilik algısı ve olumsuz duygulara tolerans, doğumdan 6 yaşına kadar ilk bakıcılarla kurulan ilişkinin ürünüdür. Bu duygulara dayalı olarak, benlik ve öteki kavramları geliştirirler.

Sağlıklı olan, olumlu duyguların giderek artması sonucu iyi imajın yavaş yavaş büyümesi ve böylece çocuğun kötü deneyimler sonucu oluşan kötü duygulara tahammül edebilmesidir. Bu sayede çocuk sadece birleşik bir benlik oluşturmakla kalmaz, aynı zamanda olumsuz duyguların yıkıcılığından kurtularak duygularını düzenleme becerisi de kazanır.

Bu yeteneği kazanmamış bir kişi, hemen reddedilme, hayal kırıklığına uğrama, beklentilerin gerçekleşmemesi, sınır koyma, yetersiz veya başarısız olma gibi durumların ve doğasının kendisini hafife aldığını algılamaya başlar. Sonuç olarak, yoğun yıkıcı duygular hissederler. Bu duyguya tahammül edemedikleri zaman, bunu diğerine yansıtmaya başlarlar. Bunu psikolojik veya fiziksel olarak yapabilirler. Buradaki amaç, hissedilen olumsuz duygulardan diğerine koyarak kurtulmaya çalışmaktır.

Yetenekleri az gelişmiş ve partneri tarafından reddedilmiş birini düşünün. Bu bilgiler ışığında şu senaryo ortaya çıkacaktır: Kişinin zihninde partneri tarafından sevildiği için mutlu hissettiği anlar olacaktır; Öte yandan kendilerini değersiz ya da mutsuz hissettikleri ve reddedildikleri için dünyalarının yıkıldığı anlar olacaktır.

Gerçek kurbanlar kimlerdir?

Diğer bir çıkış noktası ise çocukluk çağı travmalarıdır. İnsan beyni yaşadığı bir travmayı tekrarlayarak bu travmanın duygularından kurtulacağını düşünür.

Çocukluk döneminde evde fiziksel veya psikolojik şiddet yaşandığında çocuk, faili değerli, güçlü ve baskın bir kişi olarak algılarken, mağduru ise zayıf, zarar görmüş ve değersiz bir kişi olarak algılamaktadır. Mağdur kendini korkunç hisseder ve fail kendini üstün hisseder. Yani senaryoda zayıf bir insan ve güçlü bir insan var. İlişkideki çocuk bir karar verecek: mağdur mu yoksa fail mi? Beyin etik veya mantıklı düşünmez. Kendini nasıl iyi hissediyorsa öyle düşünür.

Çocuğun bu olay duygusundan kurtulmak için yapacağı şey ya şiddetin faili rolünü oynamak yani saldırganla özdeşleşerek üstün tarafta kalmak ya da aynı ilişki sistemini kendine çekerek devam ettirmektir. mağdur tarafında kalırken kendilerine şiddet uygulama potansiyeline sahip kişiler. Çoğunlukla ikisini de yaparlar. Bazı ilişkilerde kurban olurlar; diğerlerinde zalimdirler. Sağlıklı bir ilişki onlar için bir gizemdir. Ve bildikleri cehennem, bilmedikleri cennetten her zaman daha iyidir.

Ne yapalım?

Ebeveynler, gelecekte daha sağlıklı bir nesil oluşturmak için çocuklarına yaklaşım biçimlerini değiştirmelidir. Onlara aşağıdaki gibi öğretmeleri gerekiyor.

İlk yıla kadar bebek ilahi bir güç hisseder. Çünkü neye ihtiyaçları olduğunu düşündüklerinde ihtiyaçları anında karşılanıyor. Anne baba için bebeğin kölesi olmak tabiri caizse bu dönem için iyi bir şeydir. Bebek fiziksel ve psikolojik olarak tek başına yaşayamayacağı için her aradığında gitmesi, ihtiyacı olan her şeyin yanında olması ve bu ihtiyacı şefkatle karşılaması önemlidir. Ancak 1 yaşından sonra çocuğu korkutmadan, şefkatle, adım adım gerçek hayata hazırlamak gerekir. Gerçek hayatta sınırlar, gecikmeler, aksilikler, kırgınlıklar ve reddedilmeler olduğu kadar şefkat ve nezaket de vardır. Çocuğu yavaş yavaş onlar için hazırlamak gerekir. Aksi takdirde, herkesten, özellikle de partnerinden, hayatları boyunca kendilerine bir prens gibi davranmasını bekler ve beklentileri karşılanmadığında partnerini buna zorlar.

“Olumlu ve olumsuz duyguları herkes hissedebilir, bu normaldir.” Ancak bu, diğerine karşı şiddet kullanımını meşrulaştırmaz. Anne babaların bunu öğretebilmeleri için olumsuz duygularıyla barışık olmaları, onları düzenlemeleri, evde fiziksel ve psikolojik şiddetten kaçınmaları gerekmektedir. Bir yetişkin olarak ‘Dayanamadım, kaybettim, hakaret ettim, bağırdım’ derse, çocuk büyüdüğünde de aynı cümleleri kullanır. Çocuk “acıya dayanmayı” yetişkinlerden öğrenir.

“Reddedilme normaldir. İnsanlar bazen sizi reddeder. Senin de reddetme hakkın var.” Bu bilginin öğretilmesi için çocuğa aile içinde “hayır” deme, reddetme, başkasına zarar vermediği ve başkasının sınırlarını ihlal etmediği sürece sınırlarını koruma hakkı verilmelidir.

Yukarıdaki bilgiler bazıları tarafından biliniyor ve bazıları tarafından ilk kez duyuluyor. Birçoğunun anlaması bile zor olsa da, uygulanması daha zordur. Ancak anne ve babalar bu tür duygulara sahip olduklarını fark ederek kendilerini tanımaya ve kendileri üzerinde çalışmaya niyet ederlerse, bu sadece çocuklarına değil, sonraki nesillere de fayda sağlayacaktır. Eğer işe yaramazsa, ebeveyn bilinçsizce bu duyguları çocuğa yansıtır. Çocuk her olumlu ve olumsuz değişikliği kopyalamaya meyillidir.

Günlük Sabah Bülteni

Türkiye’de, bölgesinde ve dünyada neler olup bittiğini takip edin.

BENİ KAYDET

İstediğiniz zaman abonelikten çıkabilirsiniz. Kaydolarak Kullanım Koşullarımızı ve Gizlilik Politikamızı kabul etmiş olursunuz. Bu site reCAPTCHA tarafından korunmaktadır ve Google Gizlilik Politikası ve Hizmet Şartları geçerlidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.