15 Temmuz’un yıl dönümünde terör örgütlerine kötü haber

Türkiye ile NATO arasında son dönemde kritik bir müzakere ve yakınlaşma süreci yaşanıyor. Bu dönemde Türkiye, sadece İsveç ve Finlandiya ile değil, tüm NATO üyesi ülkelerle tek tek kapsamlı görüşmeler yürütmüştür.

Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık ve diğer NATO ülkeleriyle, özellikle müttefikler arasındaki ikili ilişkiler konusunda bazı işlevsel anlaşmalar yapılmıştır. Buna göre devletlerin Gülenci Terör Örgütü (FETÖ), PKK terör örgütü ve PKK’nın YPG gibi türevlerine yönelik tutumları gözden geçirilmiş ve bazı önemli sonuçlara ulaşılmıştır. Özellikle İsveç ve Finlandiya’nın terör örgütlerine yönelik tutumlarının iyileştirilmesine ilişkin mutabakat belgesi imzalanmış ve NATO genel sekreteri, diğer NATO ülkelerinin terör ve terör örgütleriyle mücadelesinde Türkiye ile dayanışma içinde olması gerektiğini açıkça belirtmiştir.

Geçmişte PKK’nın Suriye kanadı YPG ve FETÖ, Batı’da hiçbir zaman doğrudan terör örgütü olarak anılmamıştı. PKK’nın yanı sıra bu tür terör gruplarının da tanınması dikkat çekici bir gelişmeydi. YPG ve FETÖ, uluslararası arenada ilk kez terör örgütleri listesine alınmış ancak yıllardır Türkiye tarafından terör yapılanması olarak tanınmıştır.

Devlet ile terör örgütü arasındaki mücadele eninde sonunda devlet tarafından kazanılacaktır. Ancak terör örgütleri bazen uluslararası destekle, bazen de iç destekle uzun süre devlete karşı motivasyon toplayabilir. Türkiye yıllardır terörle mücadele ediyor. 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminden bu yana Türkiye’nin terör örgütlerine karşı giderek artan baskısı ve gücü, uluslararası destekle, yani terör örgütlerinin uluslararası desteğinin kesilmesiyle mutlaka daha da hızlanacaktır.

Gelişmiş uluslararası ilişkiler

Türkiye dış ilişkilerini sağlamlaştırmış ve gergin bağları olan ülkelerle güvenli çıkışlar yapmaya başlamıştır.

İtalya başbakanı geçen hafta Türkiye’deydi. İtalyan liderin ziyareti, İtalya-Türkiye ilişkilerinde bir iyileşmenin ve İtalya’nın Libya’daki yeni yönetimde bir şekilde yer alma çabalarının sinyalini veriyor.

Türkiye, küresel bir gıda krizini önlemek için Rusya ve Ukrayna ile müzakere ederek Karadeniz üzerinden tahıl sevkiyatını sağlamak için önemli adımlar atıyor.

Türkiye Cumhuriyeti devleti, son 15-20 yılda dış politikada birkaç temel konu ile ilgilendi. Ama şu anda dünyadaki neredeyse tüm sorular bir şekilde Türkiye’yi ilgilendiriyor.

Kafkasya, Ortadoğu, Balkanlar, Baltıklar, Ukrayna ve Rusya’daki ülkeler arasındaki ilişkiler öyle bir çerçeveye dönüşüyor ki, Türkiye şu veya bu nedenle her zaman masada.

İnkar edilemez bölgesel güç

Türkiye Cumhuriyeti dünyada tam entegre bir ülke haline gelmiştir. Bu bağlamda Türkiye, ekonomik olarak bölgesel bir güç, siyasi etki açısından ise neredeyse küresel bir güç olarak algılanabilir. Türkiye-NATO yakınlaşmasında ortaya çıkan tabloya göre, bazı NATO üyesi ülkeler PKK türevlerine ve FETÖ’ye örtülü desteklerini sürdürebilir, ancak bu terör örgütleri artık NATO üyesi bir ülkede Türkiye’ye ve Türkiye’ye düşmanlık besleyemeyeceklerdir.

Rusya’nın savaş yürüttüğü bir dünyada, Moskova’nın çatışmada muhalefeti olarak görülen Batı, Türkiye gibi güçlü bir aktörü ihmal edemez. Ve Türkiye’nin NATO’daki varlığının devamı talep edilirse, NATO ülkeleri müttefiklerinin güvenlik kaygılarını kabul etmeli ve teröre karşı mücadelelerinde Türkleri desteklemelidir.

Yaklaşık on yıldır Batı ile arası bozuk olan Türkiye, bu durumu Rusya-Ukrayna kriziyle bir şekilde dengeledi. Önümüzdeki dönemde daha kompakt bir Avrupa Birliği ve daha kompakt bir NATO olacak gibi görünüyor. Türkiye, önümüzdeki on yılda çok taraflı dış ilişkiler geliştirirken NATO ile yakın işbirliği içinde çalışacak gibi görünüyor. Türkiye son yıllarda altyapı gereksinimlerini büyük ölçüde tamamlamış ve uluslararası ilişkilerini büyük ölçüde pekiştirmiştir. Pandemiden kaynaklanan ekonomik sorunlarla başa çıktıktan sonra dünya daha istikrarlı, daha güçlü ve daha başarılı bir Türkiye’nin varlığına tanık olacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.